.
İÇERİK  
  ANA SAYFA
  İLETİŞİM
  KAYNAK KULLANIMI HAKKINDA
  SULTAN IV. MUSTAFA
  PADİŞAHLARIN EŞLERİ
  OSMANLI HANEDANI SOY AĞACI
  YENİÇERİ VE KAPIKULU SÜVARİLERİNİN İSYANLARINA İLİŞKİN BİR ANALİZ
  II.MAHMUD DÖNEMİ'NDE GİYİM KUŞAM
  II. MAHMUD
  OSMANLI KRONOLOJİSİ
  III. SELİM DEVRİNDE MUSÎKİ HAYATINDAN KESİTLER
  ALEKSANDER GREGOREVİÇ KRASNOKUTSK’UN GÜNLÜĞÜNDEN ALEMDAR MUSTAFA PAŞA VAKASI
  KABAKÇI MUSTAFA AYAKLANMASI
  KİMİ UNVANLAR, TABİRLER
  OSMANLI'DA MÜZİK
  DEVLET TEŞKİLATI
  ISLAHATLAR
  SENED-İ İTTİFAK
  OSMANLI ARMASI
  İLBER ORTAYLI'DAN MAHMUD, SELİM, SADRAZAMLAR PADİŞAHLAR...
  ORDU
  II.MAHMUD'UN MÜZİSYENLİĞİ
  OSMANLI DEVLET TÖRENLERİNİN TOPKAPI SARAYI’NDAN DOLMABAHÇE SARAYI’NA İNTİKALİ
  AYAN
  BAB-I ALİ YANGINI VE ALEMDAR VAK'ASI
  SIR KÂTİPLİĞİ VE RUZNÂME
  III. SELİM'İN SEHİD EDİLMESİ
  27 MAYIS DARBESİ VE TALAT AYDEMİR
  31 MART VAKASI
  TÜRK DARBELER TARİHİ
  KADIN HAYATINDAN AYRINTILAR
  ALEMDAR MUSTAFA PAŞA'NIN SADRAZAMLIĞI
  PAŞALIK MÜESSESESİ (avi)
  OSMANLI ORDUSU (video)
  HAREM (AVİ)
  OSMANLI PADİŞAHLARI (avi)
  BATILILAŞMA (avi)
  OSMANLI AİLESİ (avi)
  HUKUKSAL AÇIDAN SENED-İ İTTİFAK
  SENED-İ İTTİFAK YORUMU
  KİMİ MERASİMLER
  III. SELİM DÖNEMİ YENİLEŞME ÇABALARI
  HALININ TARİHİ
  19.yy'DAN BAŞLIKLAR
  SIRP İSYANI VE OSMANLI-RUS SAVAŞI
  III. SELİM DEVRİNDE NİZAM-I CEDİDİN ANADOLU'DA KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR
  SENED-İ İTTİFAK'IN TAM METNİ
  SENED-İ İTTIFAK lLE MAGNA CARTA'NlN KARŞILAŞTIRILMASI
  FRANSIZ İNKILABI’NIN TÜRK MODERNLEŞME SÜRECİNE ETKİLERİ
  YENİÇERİ OCAĞININ KALDIRILIŞININ TAŞRADAKİ YANSIMASI
  TÜRK MODERNLEŞMESİNİN AMBİVALANT DOĞASI
  TÜRKİYE'DE BATILILAŞMA DEĞERLERİNİN ARAÇLAŞMASI
  OSMANLI YÖNETİCİLERİNDE ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE BATILILAŞMANIN BAŞLANGICI
  SARAY MÜZİĞİNDE YAYLI ÇALGILAR
  XIX.YY'DA İSTANBUL' DA SANAT VE MUSİKİ
  TOHUM VE TOPRAK YILLARINDA TÜRKİYE
  EDEBİYAT-TARİH-TİYATRO İLİŞKİSİ
  19.YY İLK YARISINDA KADIN GİYSİLERİ
  KEMAL TAHİR VE BATILILAŞMA
  TÜRKLERDE ÇERAĞ MUM VE ATEŞ
  ELEŞTİRİLER



  




																							
III. SELİM DEVRİNDE NİZAM-I CEDİDİN ANADOLU'DA KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR

III. SELİM DEVRİNDE NİZAM-I CEDİDİN ANADOLU'DA KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR »

Yücel ÖZKAYA

 

Nizam-ı Cedit'in kurulması ile ilgili olarak, İrad-ı Cedit Defterdarı Elhac İbrahim Efendi

tarafından padişah'a verilmek üzere yazılmış bir arz tezkeresi makalenin sonunda bulunmaktadır.

Osmanlıca-Türkçe Sözlük için: http://www.osmanlicaturkce.com/

 

III.Selim şehzadeliği sırasında, imparatorluğun bütün müesseselerinde

çözülmeler olduğunu görmüştü. Tahta geçtikten sonra, bu çözülmeyi durdurmak

ve Devlet'i kuvvetlendirmek için, devlet adamlarının bu konular üzerinde

ilgilenmesini istedi. Düşüncelerini lâyihalar halinde tespit etmiş olanlardan,

eski sadrazam Yusuf Paşa , "Ocakların kavânîn-i kadîmi ihya edilmekle

beraber, Anadolu ve Rumeli'nde evâilde olduğu gibi evvel emirde ocakların

semtine uğramamış olan ahaliden, on-oniki bin kadar nefer alunup az vakitde

bunların talim ve terbiyesine gayret ve sefere memur olacak askerin hiç olmazsa

sülüsünü bu misullû efradı muallemeden tertib olunmağa himmet olunmak

ve bunlardan başka taşralarda hane ve nüfus-i zükûru tadat ve bir hanede

iki veya üç nefer zukûr olanların birisi valiler maiyetinde Tüfenkçi namiyle

askerlik etmek üzere ahz ve isim ve şöhretle bir deftere kayıt" ve taşralarda

yeniçerilik iddiasında olan, işe güce yaramayan askerlerin sakîn olarak

oturdukları takdirde affolunacakları, bunların yerine Avrupadakiler gibi,

işi gücü askerlik yapmaktan ibaret olan bir ordunun Tüfenkçi namiyle, yukarıda

bahsedildiği gibi valilerin emri altında toplanmasını bunların tekâliften

muaf ve müsellem olmasiyle, on nefere bir onbaşı, on nefer onbaşıya

yüzbaşı tayini ile üç yüzbaşı ve beşyüz binbaşılık tertipler yapılmasını, bunların

haftada iki gün talim etmesini, ayrıca Anadolu ve Rumeli'nden genç

uşakların nefer olarak toplanmalarını, bunların yanında yeniçerilerle de

uğraşılarak, yeniçerilik müessesinin de düzeltilmesini savunmuştu. Yusuf

Paşa'nın bu söylediklerinin büyük bir kısmı az sonra görüleceği üzere, eylemişdir. Sene 1220 (M. 1806)" diyerek durumu hoş görmemiştir.

Nizam-ı Cedit'e karşı bir sevgisi olmayan Paşa'yı durdurmak için, I I I .

Selim'in Vezirine yazdığı hatt-ı hümayunda, Tayyar Paşa'ya teveccühü

olduğunu bildirmesini, her ikisinin birbirine düşmemesini, Cebbarzade'nin

askeri Amasya yerine, kendi tarafından yazmasını belirtmesi meseleyi halletmemiştir

16. Dört sene kadar süren Trabzon valiliği sırasında, "istiklâl ve

istibdad" 17, taraftarı olan Tayyar Paşa, Viranşehir voyvodası ve ayanı olan

Hacı Ahmed oğlu ile diğer kaza ayanlarına mektuplar yazmıştı. 13 Safer

1220 (13.11.1806) da, Hacı Ahmet oğlu Esseyid İbrahim'e yazdığı mektubda

şöyle der: "....İrad-ı Cedit'i kaldırmak için Çıldır valisi Selim Paşa, Kars

valisi Mehmet Paşa ve Bayezit mutasarrıfı Mahmut Paşa, Erzurum-

Sivas eyaletleri birleşerek yüzbin kadar olacağız, evvelâ Cebbarzade Süleyman

bey'e hücum edip, sonra da Irad-ı Cedit'i kaldıracağız" 18.

Halbuki, Cebbarzade Süleyman eskidenberi, Nizam-ı Cedit taraftarıdır.

III. Selim'in de bu konuda ençok güvendiği kimselerden biridir. I I I .

Selim, Süleyman bey'e gönderdiği bir mektupta da, bundan bahsediyor19.

Amasya'da kendisine Levend Çiftliği ocağı neferlerinin çoğaltılması düşünüldüğünden,

oradan her bölüğü 100 nefer olmak üzere, 12 bölükten ibaret bir

orta kurması için verilmişti20. Tayyar Paşa'mn isyanının sebebi ise, Cebbarzade'nin

Nizam-ı Cedit'i kabul ederek "iltifata mazhar olması", kendisine

iltifat edilmeyip gölgede kalmasıydı. Bu durum karşısında, Tayyar

Paşa "bütün bütün Devlete muhalefet" yolunu tutmuştu21. Bunda, Tayyar

Paşa'nın istemiş olduğu Canik eyaletinin, Sadrazamın Padişah'a sunduğu

arzda" bir tarafa itibar ve bir tarafa ademi itibar olursa ittila tarafeynden

birinin galebesi melhuz...." diye düşüncesini belirtmesi 22 ile Canik eyaletinin

kendisine verilmekten cayılmasımn da büyük etkisi olmuştur.

Her iki taraf arasında yapılan savaş sırasında, Anadolu ayanlarının bir

kısmı, Çapanoğlu Süleyman'ı, diğer bir kısmı da Tayyar Paşa'yı tutmuştu.

Bunlardan Tayyar Paşa tarafını tutan Laçinoğlu'nun Tirebolu'da sarıldığını, Karahisar ve Canik bölgelerinin zaptolunduğunu, Tayyar'm

Trabzon'a kaçtığı esnada Maçako ayanlarının Tayyar Paşaya uyarak

Gümüşhane'nin Bağlıdere krom madenini zaptettiklerini, bunların üzerine de

Kocaeli Mutasarrıfı Ahmet Paşa'nın gönderildiğini tesbit edebiliyoruz.

23/c/1220 (1806)23. Fakat, çoğunluk Çapanoğlu Süleyman'ı tutuyordu.

Üstelik de, I I I . Selim'in Sadrazam Yuzuf Ziya Paşa'yı, onun yardımına

göndermesi bu meselenin genişlemesini önlenmiş oldu. I I I . Selim'in, o

bölgelerdeki valilere gönderdiği fermanların hepsinde, Yusuf Ziya Paşa'ya

yardım etmeleri bildiriliyordu. Nitekim, Faş muhafazasına tayin edilmiş

bulunan Tuzcuzade Mehmet Ağa'ya bu iş için Yusuf Paşa'nın emrine

girmesi bildirildiği gibi, Rus elçisinden de Reisülküttab aracılığı ile Rus

sefinelerinin Anakara sahillerine girmemeleri isteniyordu 1220 (1806) 24.

Savaşın ilk sıralarında kusurunun afvı ve Sivas eyaletinin ilhaken ve Kastamonu

livasının buna ek olarak kendisine verilmesi 5/R/1220 (1806) 25 isteği

de reddedildi. Yapılan savaş sonucunda yenilen Tayyar Paşa, Trabzon

kalesine sığınıb, ortalığa afedildiğini yaydıysa da, Padişah kuvvetleri

ve Süleyman'ın aldığı sıkı tedbirler sonuncunda tutunanıayarak Anapa'ya

kaçtı. Röylece, halkı İrad-ı Cedit'den kurtarmak bahanesiyle isyan eden

bir valinin hareketi de bastırılmış oldu 26. Tayyar Paşa - Çapanoğlu Süleyman

mücadelesi hakkında Arşivde çok geniş bilgi varsa da bu bizim konumuzun

dışına çıkmaktadır. Bundan sonraki durumu bizi ilgilendirmediği,

daha sonraki devirlerle ilgili olduğu için üzerinde durmayacağız.

Aşağıda sunulan arz tezkeresinde, Nizam-ı Cedit'in kurulması ile ilgili

olarak, askerlerin toplanış şekilleri, toplandıktan sonra sevkediliş durumunun

nasıl olacağı ve İstanbul'da nasıl bir muamele görecekleri hakkında bilgi

var. Bu tezkere, İrad-ı Cedit Defterdarı Hacı İbrahim Efendi tarafından,

Padişah'a sunulmak üzere kaleme alınmıştır. Elhaç İbrahim Efendi, Sadaret

Mektupçuluğu, Rikab-ı Hümâyûn Kethüdalığı, Başmuhasebecilik, Saray

Kethüdacılığı, İrad-ı Cedit Defterdarlığı, Hububat, Bahriye Nazırlığı görevlerinde

bulunmuştur27. Nizam-ı Cedit'in önemli kişilerden olup, Kabakçı

Mustafa'nın adamları tarafından, Bayezid'e kadar götürülüp, orada yürüyemeyecek

hale geldiği yerde öldürülmüştür. Tezkerenin yazılış tarihi yoktur. Fakat, İbrahim efendi'nin, 8 zilkade

1212 (8. 11. 1798) de İrad-ı Cedit Defterdarı olması ve Muharrem ayının

1220 (1 Ocak 1806) azledilmesi 2', tezkerenin bu tarihler arasında yazıldığını

göstermiş oluyor.

Arz tezkeresini, aşağıdaki altı bölüm çerçevesi içinde özetleyebiliriz.

Birinci kısımda, Elhaç İbrahim Efendi'nin, tezkereyi I I I . Selim'e

bir arz yazısı ile vermesi izah ediliyor. Hemen bunun altında görülen, sağ

taraftaki "Takrir mucibince tanzim oluna" yazısı Padişah tarafından yazılmıştır.

İkinci kısımda, Levend çiftliği ve Üsküdar Ocağına yakın olan kazalardan

ilkin bir mikdar asker, sonra uzakta olan diğer kazalardan başka askerlerin

gelmesi için her kaza verebileceği kadar asker yazdırmasıyla, İstanbul'daki

Levend Çiftliği ve Üsküdar Ocaklarındaki asker sayılarını artırma yoluna

gidilmesi, bunun için yazılan askerlerin Tekalif-i Örfiyye, Şakkâ, Avarız-ı

Divaniye, İmdad-ı Hazeriye'den afolunacakları, gelecek olan askerlerin devamlı

olarak değil de, nöbetleşe olarak askerlik yapacakları, talim ve terbiyede

allanın izni ile başarı sağlanacağı belirtiliyor. Bundan sonra Eşkinci, Büyük

Timar Sahipleri, diğer timar erbabının, askerleri ile alaybeylerinin bayrakları

altında, İstanbul'a gelerek, İstanbul'da yoklanmaları, Kütahya ve Karaman

sancaklarına bağlı diğer yirmi bir sancağın, alaybeyleri tarafından asker

kayıtları yapılarak, buralardan Levend Çiftliği ve Üsküdar ocağı için yevmüyeli

piyade toplamaları, aralarında kaçanlar olursa, bunların da orduya

iltihak etmelerinin sağlanması, askerlerin daha çok yerli , yurtlu olan yiğit

ve sipahilerden seçilmeleri hususuna dikkat etmelerinden de bahsediliyor.

Üçüncü kısımda, taşra kazalarında, Levend Çiftliği ve Üsküdar Ocağı

için tertip olunacak ve İstanbul'a gelecek askerlerin hane ile arazilerinin tekalif-

i Örfiyye, Şakka, Avarız-ı Divaniye ve İmdad-ı hazeriyeden serbest olacakları

bildirilmiş ise de, alay beyleri asker yazma işine giriştiklerinde, âyân ve

ileri gelen kişiler (»_^- j ) buna engel olma isteğinde olacaklarından, siz asker

olunca vergiden muaf oluyorsunuz, bize vergi vermiyorsunuz diye, koyun

ve hayvanlarını tarlalarda gezdirmelerine engel olmamaları, bunlara eziyet

etmemeleri için yukarıda belirtilen kanunun dışına çıkılmaması hususu sıkı

sıkıya belirtiliyor.

Dördüncü kısımda, alaybeyleri aracılığı ile yazılan ve ihracı düşünülen

askerin hepsinin birden toplanamaması üzerine, kendilerine birkaç ay zaman bırakılması, yazılanların alaybeylerinin önlerinde, Üsküdar Ocağına gelmeleri

isteniyor. Teslim edilen bu askerlerin isteklerini artırmak için aydan aya

kendilerine bir aylık verilmesi, bahara kadar mühlet verilen diğerleri de, baharda

alay beylerinin emrinde Üsküdar Ocağına teslim edilecekleri ve deftere

yazıldıklarından itibarende aydan aya beşer kuruş maaş alacakları, Kütahya,

Karaman eyaletlerinden, alaybeyler aracılığı ile yazılacak askerin ikibini

aşacağı, bunların masraflarında (yemek v. s.) artma olacağından, elden geldiği

kadar az masraflı hareket edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Beşinci kısımda, eyaletlilerin Üsküdar Ocağına geldiklerinde, isteklerim

artırmak, diğer askerlerden farklı ve üstün olmaları için yeşil elbise, başlarına

batı şalı, Levend Çiftliği ve Üsküdar Ocağındaki ortalarında birbirlerine karışmasını

önlemek amacıyla, ortalardan birine kırmızı, birine mavi ve diğerinede

yeşil olmak üzere üç çeşit elbise giydirilmesinin gerektiği, ayni zamanda

taşra kazalardan gelen askerin altı ayda bir değişme yapmasının çok zor ve

yorucu olduğuna değinilerek, bu değişmenin senede bir defa yapılması,

sancaklı piyadesinin dahi değişme meselesi Ocağa varışlarından sonra düzenlenmesi

ve uygulanması gerektiğine dair bahisler var.

Altıncı kısımda, alaybeylerinin yazmış oldukları bu askerlerin tedarikinde,

bunların hane, emlâk ve arazilere ait tekalif-i örfiye, şakka'dan affedilmelerine

karşılık âyân ve mütegallibenin itirazı olursa, şiddetle cezalandırılacaklarından,

asker olmak için gelip ocak defterine isimlerini yazdıranlara,

senede bir takım elbise ile aydan aya ulufe, ve tayinatlarmın, İrad-ı Cedit

hazinesinden ödeneceği, herzaman asker olarak kalmayıb, ileride subay olarak

maaş da alabilecekleri, az önce yukarıda bahsettiğimiz vergilerden de

muaf tutulacakları hakkında bahisler var. Ayrıca, bir hanede üç adam olduğunda,

bunlardan biri yahut ikisi asker yazıldığında, evde kalan diğerinin de

bu vergilerden affedileceği, ocakta hizmette olanlara tayinatları verilip, her

şekilde rahat edecekleri, ihtiyar olanların ileride maaş alacakları, buna

göre baharda alay beylerinin idaresinde Üsküdar ocağına gelmeleri ve işlemlerinin

yapılma gerekçesi, III. Selim'e Elhaç İbrahim efendi tarafından sunulan

bu tezkere ile bildirilmiş oluyor.

Tezkerenin metni: Vesika

I. İrad-ı Cedid-i hümâyunları defterdarı Hacı İbrahim Efendi kullarının

takriridir manzur-i mekârim mevfur-i mülükâneleri buyrulmak için marûz-ı

huzur-ı faiz ü'n- nûr-i cihandârîleri kılınmağla bu veçhile tanzimi muvafık-ı

irade-i seniye-i şahaneleri buyurulur ise evâmir-i mezkûre isdar ve irsal ve tisyâr kılınacağı malûm-ı meâlî-i mersum-i hüsravâneleri buyruldukta

emrü ferman menlehü'l - emr hazretlerinindir 30.

 

TAKKİR MUCİBİNCE TANZİM OLUNA ^

II. Levend çiftliği ve Üsküdar Ocağı neferatının teksir ve tevfîri akdem-i

umûr-ı mülkiyeden olmağla civar-ı saltanat-ı seniyyede vâki bazı sancaklardan

mukaddema birer mikdar neferat tertip ve ba'dehû münasib olan

bazı kazaların Üsküdar Ocağına rabt ve ilhak olunması tasvib-birle her kazanın

tahammülüne göre askeri yazılanları cemi1 tekâlif-i örfiye ve şâkka'dan

ve avarız divaniye ve imdad-ı hazeriyeden muaf ve müsellem olmak ve ol

mukabelede sair ahalisi dahi herhalde mahmî kılınmak üzere tanzim ve rabt

olunan kazaların askeri bervech-i münavebe ocağ-ı mezbure isticlab ve talim ve

taallümde istihdam olunarak bi-avni'llahi taalâ hüsn-i himmet-i şahane ile

bir taraftan neferatın tezayüdüne ve bir tarafdan dahi devam ve sebatları

esbabının istihsaline ve revabıt-ı nizamiyelerinin istikrar ve istihkâmına

sacyu gayret olunmaktadır Eyalet askeri fi'1-asıl devlet-i aliycnin müretteb

ve müheyya süvari asakir-i mutenabehasmdan iken murur-i zaman ile nizam

ve rabıtaları bi 1-külliye muhtel olduğuna binaen irade-i hikmet ifade-i şahane

ile bundan akdem Kütahya ve Karaman eyaletlerinde vaki elviyenin bi'l-cümle

Eşkinci, zuama ve erbab-ı timarı dahi bâ hatt-ı hümayun-i şevketmakrun

ocağ-ı mezbure rabt olunub fimabad sefer ve hazerde bir mahalle memuriyet

iktiza eyledikte ocağ-ı mezbur askerile beraber hidemat-ı lazimede istihdam

olunmak üzere cümlesi alaybeyleri bayrakları ile ma'an Dersaadete

celb olunarak el-halet-ü hazihi Üsküdarda yoklanmak üzere oldukları malûm-ı

devletleridir, İşbu merbutiyet ile mazhar-ı iltifat ve inâyât-ı şâhâne olduklarına

mebni cümlesi teşekkür iderek hidemât-ı seniyede istihdama izhar-ı

şevk ve rağbet itmeleriyle merbut olan Kütahya ve Karaman eyaletleri yirmibir

sancak olub her sancağın kayıdları mikdarınca alaybeyleri marifetile

ol sancak ahalisinden Levend Çiftliği ve Üsküdar Ocağı için yevnıuyelu piyade

tertip ve firarileri zuhur iderse alaybeylerine buldurmak üzere tahrir olunsa

devam ve sebatları rabıtası suhulet ve kuvvetlu olacağı hatır-ı acizaneme

tebadür itmekle alaybeyleri nezd-i bendeganeme celb ve husus-ı mezbur  kenduleruyle müzakere olundukta emrü irade buyurulur ise, bi-lütfihi taalâ

hüsn-i himmet-i şâhâne ile devam ve sebat edecek makûleden herbiri kayıdları

mikdarı sancaklarından yevmuyelu piyade tedarik ve tahrir ve Üsküdar

ocağına bacs ve tesyire bezl-i vüsve makderet ideceklerini izhar-ı hahiş iderek

beyan ve taahhüd eylediler vakıa alaybeyleri ve sair sipahiler sancaklarında

sakin olup cümlesi evlad-ı iyal ve akraba ve taallükat sahibi olmağla yazacakları

neferâtın yerlu ve yurtlu bildikleri yiğitlerden ve sipahilerinin akraba

ve taallükatlarmdan tedarik ve tahrir idecekleri ecilden neferat-ı merkumenin

bi-tevfikihi taalâ devam ve sebatları rabıtası sairlerinden kuvvetli olacağı

melhuzdur.

III. Taşra kazalardan Levend Çiftliği ve Üsküdar Ocağı için tertip ve ihraç

olunan neferâtın vilayetlerinde olan hane ve emlâk ve arazileri cemic tekâlif-i

örfiye ve şakka'dan ve avarız-ı divaniye ve imdad-ı hazeriyeden muaf ve

müsellem olması meşrut olmağla şurût-u mezkûre alaybeyleri marifetleri

ile tahrir olunacak neferât-ı merkûme haklarında dahi câri ve mer'i tutulacağına

binaen alaybeyleri bu hususa memuriyet ile mahallerine varub herbiri

kayıdları mikdarına göre dahil-i sancaklarından neferât tedarik ve tahririne

suru' mübaşeret eylediklerinden kazalar âyân ve vücûhu buna razı olmayub

mümanaat ve muhalefet sevdasında olacakları melhuz olduğundan gayri

bu makule muaf olan neferâtın kariye ve mahallesinden bazıları siz muâfsız

bizimle beraber tekâlif vermeyorsuz diye ağnam ve hayvanatlarını kariyenin

mer'a ve sahrasında gezdürmeyub men ile taciz ve eziyet vukua gelmemesi

memuriyetlerini hâvi virilecek emr-i şerifde te'kid ve teşdid buyurulmasını

istida itmeleriyle memuriyetleri içün yazılacak evâmir-i şerifeye tenbihat-ı

mezkûre ale't-tafsil derç olunmak iktizayı maslahat idüğü.

IV. Berveçh-i muharrer alaybeyleri marifetleri ile tahrir ve ihracı tasmim

olunan neferât-ı merkume beher hal defaten yazulamayub birkaç mâh kendulere

mehil itasıyle bir müddet tayin olunması lâzım geldiğinden başka kablettekmil

bir taraftan tahrir olanları canib-i ocağa irsal ve tesyir olunmak lazımgelse

bundan böyle mevsim-i şita duhul idup esnay-ı rahda zahmet ve meşakkate

duçar ve tacb-ı tarîk ile tefrikalarını mucib olacağı aşikâr olmağla yazacakları

neferatı tekmil eylediklerinde her sancağın alaybeyisi önlerine düşüb

bi°l-istishab ocağ-ı mezkûre götürüp teslim itmek ve neferât-ı merkûmeyi mahallerinde

tedarik ve tahrire mübaşeret eylediklerinde yazılan neferat evvelemirde

askerî tahrir olunduğuna bilmek ve şevk ve rağbetlerine vesile olmak

içün yazıldıkları tarihden itibar ile cânib-i mîrî'den taamiye suretinde birer

mikdar mahiye tahsis ve mâh -be- mâh yedlerine ita olunmak lazimeden idüğünü

alaybeyleri ifade itmeleriyle filhakika olmikdar neferatı tedarik edeme

birer veyahud ikişer nefer zabıtan mübaşir olarak terfik ve irsal olunmak

ikliza edeceği malûm-ı devletleri buyuruldukta hususât-ı merkumede her

ne veçhile emr u irade-i seniyeleri taallûk ederse emr-ü ferman devletlü saadetlü

sultanını hazretlerinindir

YAZARDAN  
  Hiçbir oyunumda tarihten yola çıkmadım ben. Günümüzden yola çıktım. Günümüz olaylarıyla, kişileriyle, sorunlarıyla bir çağrışım uyandırdığı anda tarihe yöneldim. (…) Benim zaman içindeki çevrem, Kanuni Sultan Süleymanlara, simavnalı Şeyh Bedrettinlere, Gılgameşlere dek uzanıyordu. Ama insan aynı insandı. Onların kaygıları, düşünceleri, sorunları, yazgıları… Çok yanlış olarak tarihsel konulu oyunlar tarihle karıştırılır. Oysa tarih şaşmaz biçimde nesnel, oyun şaşmaz biçimde özneldir. Bir oyun yazarıyla, bir tarihçinin olaylara bakış açıları başkadır, yöntemleri başkadır. Amaçları başkadır. Başka başka bireşimlere gitmeleri doğaldır, olağandır, hatta kaçınılmazdır. …sanatçı bir şeyleri çözümlemek için yazmaz. (…) Sanatçı sergiler, düşündürür, yorumlamayı da seyir işine ya da okuyucusuna bırakır. Doğru çözüm sonradan doğru yorumlayanlardan gelir. * *: Orhan Asena’nın söyleşi ve yazılarından alıntılanmıştır. Kaynak: Nutku, Hülya-CUMHURİYETİN 75. YILINDA BİR YAZAR: ORHAN ASENA-T.C Kültür Bakanlığı Yay. Haz: Andaç, Feridun-AYDINLANMANIN IŞIĞINDA SANAT İNSANLARIMIZ IV- Papirüs Yay.







 
Reklam  
   
ZİYARETÇİ DEFTERİ  
 
 
İSTANBUL EFENDİSİ  
 




 
TARLA KUŞUYDU JULIET  
 



 
Bugün 6 ziyaretçi (54 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=